BLOGLAR

Biltek Logo Halka
Biltek Logo Halka
MAYIS262023

Aile Nedir ve Neden Önemlidir? 2

Aile Nedir ve Neden Önemlidir? 2

Karanlıklardaki ışık oldun bana. Belki bu diğer kişiler için ağır bir tabir olacak ama, annem, ananem ve babamdan sonraki sevdiğim dördüncü kişi oldun.

            Diğerler tanıdıklarımın hakkını yiyemem ha! Onlar için canım feda fakat biz şimdi huzuru konuşuyoruz. Seni konuşuyoruz. Seni anlatıyoruz.

            Senle ilk tanıştığımızda, daha yabancı, içine kapanık, duygularını ifade edemeyen bir insandım. Gel sana bak ufaktan anlatayım ben nasıl biriydim.

            Ben, kendi içimde bir insandım, aileme değer veren, onlar her zaman ilk önceliğim oldu. Onlar için sürekli yaşadım. Ananemin gözlerindeki gülüşün hiç sönmemesi için çabaladım, annemin göz yaşları bir an olsun kesilsin diye çabaladım. Babamın bir an olsun yorgunluğu yerini huzura bıraksın diye ben yoruldum.

            Çocuk yaşımda, 7,8 yaşlarında iş hayatına başladım diyeyim, fakat öyle para kazanma işi değil, inşaatlarda küçük yaşımızda küçük kovalarla kum taşırdık 2-3 kat, ellerim kovaların kulplarını tutmaktan nasır bağlamış, su toplamıştı. Birde suları patladığında öyle bir acırdı ki acısını hemen herkes hissetmiştir.

            Çocuklar düşe kalka büyür derler, ben çok düştüm, hep kalkarken yanımda, anam, ananem oldu. Ben öyle baba sevgisiyle büyümedim. Neden diye soracak olursan sevgili huzur! Çünkü benim birisi dağ, birisi gök yüzü olan iki tane sırdaşım var! Onlar babamdan olanlar değillerdi. O dağ ve gök yüzü üzülmesin diye, güneşi hep esirgedi, güneşe fazla sevgi göstermedi, burada güneşin kim olduğunu sadece sen anlarsın, zaten buraları yazarken senin anlaman için yazıyorum. Bu yazının sonunda diğer dostların ne anlaması gerektiğini yazacağım.

            Babam, güneş her gün doğduğunda ve battığında sevgisini hep gizli gösterdi. Bir kez olsun güneş doğar vaziyette sevgisini hissedemedik. Hep batarken hissettik. Güneştim fakat buzul gibi soğuktum. Bütün iliklerim ve kemiklerim soğuğu hissediyordu. Sakın üzülme canım! Sakın! Şimdi ben senin gibi huzuru buldum. Bu güneş her gün doğarken senin gibi huzur ile buluşuyor ve dünyaya umut oluyor!

            Bir dönem oldu, gecem ve gündüzüm olan birisi var. Onu da bilirsin şimdi sen. Bizim dağ ve göz yüzü onu çok yıprattı. Gecem de gündüzüm de onlara hiçbir kötülük yapmadı ve dağ çok sert oldu, gök yüzü ise hep hırçın davrandı. Gece çok karanlık oldu güneşin yokluğunda, gündüz ıssız oldu huzurun yokluğunda. Bunu şimdi anlıyorum sevgili huzurummmm!

            Şimdi bu satırları yazarken, yağmur taneleri damlamaya başladı yıldız gözlerimden.

            Geçmiş her zaman oracıkta durur ve ben huzuru bulduğumla devam etmek istiyorum.

            Sonra anladım ki, huzur için çok çabalamak gerekiyormuş. Huzura güvenmek, onun dertlerine ortak olmak, onun gülüşlerine ortak olmak, onun göz yaşlarına ortak olmak gerekiyormuş.

            Yollara düştüm hiç üşenmeden, saatleri saydım sana kavuşmak için, gidişinde hüzünlendim sana belli etmedim bu yürekte kalmasın aklın diye.

            Sen bana yeni örtüler aldın, sadece teşekkür ettim. Bir kez olsun sana sarılıp yağmur fırtınası gibi ağlayamadım.

            Sen bana, huzur oldun ya! Her şey yetti benim için.  Gecenin yokluğunda güneş, gündüzün yokluğunda ay oldun. Hiç yılmadan bu yüreği mutlu etmek için çabaladın.

            Ah güzel huzurum. Ne gök yüzü ne dağ senin gibi umut olmadı bana! Hepsi kendi dertleriyle boğuştular. Gök yüzü sürekli yağmur, fırtına, isyan ile hayatı şikâyet etti. Dağ ise sürekli heyelan, deprem gibi hayatımda yer ettiler.

            Huzur tarif edilmez bunu anladım. Fakat duyguyla okunan her sözcük yerini bulur ve kalbin en derin noktasına işler!

            Bu yürek sana onca şeyler söyledi, sen huzursun ya, hemen anladın. Ben seni tanıyorum dedin. Evet tanıyorsun! Gerçekten tanıyorsun.

            Bana yoldaş oldun, bana sırdaş oldun, bana yemek verdin, bana giysi verdin bunların hepsi beni etkilemedi. Hiçbiri etkileyemez. Beni sadece ilgilendiren. Bana sevgini ve güvenini verdin.

            Şimdi bana bir şey olsa, canın yanar! Biraz geç yazsam sana ortalığı ayağa kaldırırsın.

            Biz senle iş yerinde birlikteyiz huzurum. Orayı da çekilir hale getiren sensin. Senin yaptıkların, senin bakışların, senin sözlerin ve senin güvenin.

            Yoksa her yer dört kare oda ve içindekiler yalnızlık! Beni biz yapan sensin sevgili huzurum.

            Dostlar, hayatta sırdaşınız varsa onu asla bırakmayın ama öyle menfaat için, çıkar için sizinle muhabbet edenleri hayatınızdan çıkartın. Sizi karşılıksız seven, size canım diyen insanlarla bir olun!

            Ben yalnızlığın içerisindeydim, beni oradan çıkardı ve evlatlık aldı! Evet evlatlık! Siz şimdi duygusuz bakarsanız olaya en başta yanıldınız dostlar. Duygunuz ile düşünün.

             Bir ara bana taktı, baştan aşağıya değiştirecek beni benim ona söylediğim tek şey, bak dedim huzurum, iyi diyorsun fakat biz bunu daha sonra yapalım diyorum. Tabi zehir gibi kafa var anladı bakın aşağıya yazıyorum aramızda ne diyalog geçti.

            “Ben senin neden istemediğini ya da neden ertelediğini adım gibi biliyorum. Oğlum, artık kendini düşün, bırak çevrendeki insanları, bir yere kadar onlara yardım edersin, artık senin de bir hayatın olacak, kendin için zaman ayırman lazım, kendin için çabalaman lazım. Artık buna bir dur de!”

            İşte huzurum, bu söylediğini zamanında gök yüzü ve dağ yaptı. Hala da yapmaya devam ediyor, ben yapamıyorum. Sebebi ise, güneşim ve uçsuz bucaksız okyanusumdur.

            Ben sana ne anlatırsam anlatayım. Sözlerimden çıkana değil gözlerimde olana inanıyorsun ve sırtımı sıvazlıyorsun!

            İnsanın böyle bir huzuru olması çok güzel. İyi ki tanımışım ben seni huzurum! Kendi kendime sormaya başladım daha önce tanışmış olsaydık. Daha da çok güzel şeyler olurdu inanıyorum. Fakat kadere bir yandan da inanıyorum. En güzel zaman bu zaman olmuş. Şükrediyorum.

            Yaşamın anlamını seninle öğrendim, hayata tutunmanın ne olduğunu? İnsanların değerli bir hazine olduğunu, her şeyin kazanç ve para olmadığını, önemli olanın huzurun olduğunu, güvenin olduğunu, sevginin olduğunu öğrendim!

            Şimdi gözlerine baktığımda gülen yüzler görüyorum. Bu benim için her şeye bedel. 

            Bir keresinde işe geç kalmıştım. Ben işe hep erken giderim. Ne zaman yanımdaki çalışma arkadaşlarımı götürmem gerekti o zaman iş saatimin dengesi şaştı arkadaş. Neyse konu o değil. Asıl konu şu.

            Uykuya kalmışım, beni kaç kere aramış canım huzurum, ulaşamamış, ağabeyimi aramış, ağabeyimde evi aradı yine ulaşamadı en son kuzenim hakan aynı odada yatarız, onu arada oda beni uyandırdı. Atakan işe geç kalmışsın kalksana dedim kalkarım ki saat 9:30 aman ya rabbi! Diye kendime sitem ettim.

            Canlar, işte bu huzur var ya, işe geç kaldığım için bana kızmadı, ya sana bir şey olsaydı, ne kadar korktum yolda başına bir şey geldi mi? gelmedi mi? diye kendimi paraladım burada.

            İşte canlar bakın ne derseniz deyin ne tarif ederseniz edin. Bu huzur şimdi bu satırları yazmama destek veren, beni cesaretlendiren ve yukarıda ki teşekkür bölümünde okuduğunuz pek kıymeti değerli huzurum, Bacım Sultan Merve Yılmaz’dır.

            Sevgili ablam, şu sözünü hiç unutmam!

“Sen benim için kardeşimden farklı değilsin, Allah içimi biliyor ya, ondan da ötesin!”

            Dostlar ne derseniz, deyin hayatınızda böyle insanlar oldukça sırtınız yere gelmez.

            Gelelim başlık neden kan bağının yokluğunda?

            Şimdi size öyle bir şey diyeceğim ki, siz direk hadi be abicim oradan, hiç öz gibi olur mu? Diyeceksiniz.

            O koca kadın var ya! Benim için her türlü fedakarlığa katlandı, bana ağabeylerimin yetemediği yerde bana ağabey oldu. Bana yoldaş oldu, bana sırdaş oldu, bana ömür oldu, bana huzur oldu.

            Bakın tek bir sayfayı ona ayırıyorum! Ona söyleyeceğim şey için ayırıyorum.

 

-

           

O

BENİM

ÖZ’DENDE

ÖTE

CANIM

ABLAM

NOT: KAN BAĞININ YOKLUĞUNDA!